Bugünlerde herkes aynı cümleyi konuşuyor:
“Mutlak butlan…”
Peki sadece siyasette mi mutlak butlan var?
Ekonomiye bakıyoruz…
Geçim derdi artık vatandaşın omzunda değil, adeta boğazında bir düğüm olmuş durumda.
Market rafları değişiyor, etiketler her gün yeniden yazılıyor.
Bir emekli maaşıyla ay sonunu getirmek artık matematik değil, mucize işi olmuş.
Soruyoruz:
Ekonomiye mi mutlak butlan?
Üretime bakıyoruz…
Bir zamanlar bacası tüten fabrikaların yerini bugün maliyet hesapları aldı.
Sanayici üretmekten korkuyor, esnaf kepenk kapatmamak için direniyor.
Mazot ayrı dert, elektrik ayrı yük, hammadde ayrı kriz…
Üretime mi mutlak butlan?
Eğitime bakıyoruz…
Gençler umutlarını diplomalara değil, yurt dışı hayallerine bağlıyor.
Üniversite mezunu işsizler ordusu büyüyor.
Çocuklar yarış atı gibi sınavdan sınava koşuyor ama sonunda çoğu aynı belirsizliğin içine düşüyor.
Eğitime mi mutlak butlan?
Bir de memurların yaşadığı hayata bakalım…
Yıllarca okuyup sınav kazanıp devlet kapısına giren insanlar bugün ay sonunu hesaplamak zorunda kalıyor.
Kiralar yükselmiş, faturalar katlanmış, temel ihtiyaçlar ulaşılması zor hale gelmiş…
Bir öğretmen geleceği anlatırken kendi geleceğinden endişe ediyor.
Bir polis gece gündüz görev yaparken evinin geçimini düşünüyor.
Bir sağlık çalışanı insan hayatı kurtarıyor ama kendi yaşam mücadelesini veriyor.
Memur artık sadece çalışmıyor…
Geçinmeye çalışıyor.
Ayakta kalmaya çalışıyor.
Ek mesaiyle, kredi kartıyla, borçla yaşam döndürmeye çalışan binlerce insan sessizce yoruluyor.
Memurun emeğine mi mutlak butlan?
Ve emekliler…
Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, bu ülkenin yükünü omuzlamış insanlar bugün markette etiket hesabı yapıyor.
Bir ömür boyunca “rahat edeceğim” diye hayal kuran emekliler şimdi ayın ortasını görebilmenin hesabını yapıyor.
Kimi pazarda akşam saatini bekliyor,
Kimi ilaç ile mutfak arasında tercih yapmak zorunda kalıyor.
Torununa harçlık vermesi gereken insanlar bugün çocuklarından destek almak zorunda bırakılıyor.
Emekli artık yaşamıyor…
Sadece idare etmeye çalışıyor.
Yılların emeğini vermiş insanların, hayatlarının en huzurlu döneminde geçim sıkıntısıyla mücadele etmesi vicdanları yaralıyor.
Emeklilerin yaşamına mı mutlak butlan?
Bir de vatandaşın gündelik hayatına bakalım…
Trafikte artık kurallar kadar cezalar konuşuluyor.
Elbette düzen olmalı, denetim olmalı…
Ama vatandaş kendini devletin koruduğu değil, sürekli cezalandırdığı bir sistemin içinde hissediyorsa orada durup düşünmek gerekir.
İnsanlar direksiyon başına korkuyla oturuyor.
Bir hata yaparım korkusu değil artık mesele…
“Acaba bugün ne kadar ceza yiyeceğim?” kaygısı…
Trafik cezalarına mı mutlak butlan?
Vatandaş artık şunu söylüyor:
“Biz nefes almak istiyoruz.”
Çünkü mesele sadece siyaset değildir.
Mesele; vatandaşın yaşadığı gerçek hayattır.
Gerçek şudur:
Mutlak butlan sadece salonlarda konuşulan hukuki bir kavram değildir.
Asıl mutlak butlan; vatandaşın umudunun bozulmasıdır.
Asıl mutlak butlan; üretimin durmasıdır.
Asıl mutlak butlan; gençlerin geleceğe inancını kaybetmesidir.
Asıl mutlak butlan; alın terinin karşılığını alamayan insanların sessiz çığlığıdır.
Ve unutulmamalıdır ki…
Bir ülkede vatandaş mutsuzsa, ekonomi kırılgansa, üretici yorulmuşsa, memur geçinemiyorsa, emekli yaşam mücadelesi veriyorsa; orada insanlar artık söz değil çözüm duymak ister.